Erkekler Günlük Tutar Mı?
Geceyi karanlık, soğuk ve sessiz bir odada geçiriyorum. Kayseri’nin o dar sokaklarından birinde, sabah işe gitmeden önce gözlerim hala yorgun. Bugün yine bir şeyler yazma ihtiyacı hissettim, içimdekileri boşaltmam gerekti. Her zaman böyle değil ama bazen, duygularımı başkalarına anlatmanın çok zor olduğu anlar oluyor. O anlarda tek sığınağım, tek dostum günlüklerim oluyor. O yüzden soruyorum: Erkekler günlük tutar mı? Ben tutuyorum. Ve belki de bu yüzden, içimdeki tüm karmaşayı yazmak istiyorum.
Bir Erkek ve Günlük
Bir zamanlar, “Erkekler duygusal olmaz, erkekler duygu göstermez,” gibi şeyler duyardım. Kayseri’de büyüdüğüm, erkeklerin genellikle duygularını içlerinde tuttuğu bir çevrede, bu düşünceler çok yaygındı. Hatta bazen içimdekileri kimseyle paylaşamamak, bana “erkekliğimi” kaybetmişim gibi hissettirirdi. Ama zamanla fark ettim ki, duygularım bana ait. Kimseye göstermek zorunda değilim, fakat kendimle barışmak için yazmam gerek. Kendi içimi anlamamın yolu, duygularımı kağıda dökmekten geçiyor.
İlk günlük defterimi, 16 yaşımda aldım. O zamanlar, hayatta her şey karışıktı. Kimseye anlatamadığım bir sürü şey vardı. Bir aşk acısı, okulda yaşadığım zorluklar, aileyle ilgili çözülemeyen sorunlar… Kafamı kurcalayan onlarca şey. O defter, bana dünyadaki en güvenli yer gibi geliyordu. Kimse bilmiyordu, kimse görmüyordu. Yalnızca ben ve o defter vardı. Yazdıkça rahatlıyordum. O küçük kâğıtlarda gizli kalmış bir hayatım vardı. Her şey yazmak kadar basit ve temizdi.
Bir Aşk, Bir Hayal Kırıklığı
Hatırlıyorum, 18 yaşımdayken birine aşık olmuştum. İlk aşkım. Her şey çok güzeldi, hayatımda her şey yerli yerine oturmuş gibiydi. O zamanlar, sadece o anı düşünüyordum; hep beraber gülüp, birlikte vakit geçirmenin huzurunu yaşıyordum. Ama işler yolunda gitmedi. O kız, başka biriyle çıkmaya başladı. Hayal kırıklığım, o anı tarif edebilmek için kelimeler bulamıyorum. O kadar yıkıldım ki, defterime yazdığım her kelime, içimdeki acıyı biraz daha hafifletiyordu. “Erkekler ağlamaz” dedikleri için, kimseye anlatmadım. Ama defterimde, gözyaşlarımı hissettirdiğim her cümle, bana biraz daha rahatlatıcı bir nefes aldı. O zamanlar yazdıklarım, belki de bugüne kadar yazdıklarımın en içten olanlarıydı.
Günlüklerim, Benim Kimliğim
Zamanla, yazmak benim için bir tür terapiye dönüştü. Günlüklerim, sadece yaşadıklarımı kaydetmek için bir araç değildi. Aynı zamanda bir iç yolculuktu. İnsanlar bana hep, “Erkekler yazmaz,” dediler ama ben o düşünceyi hep reddettim. Çünkü yazmak, insana bir şeyler bırakır. Kafanda sürekli dönüp duran düşünceler ve duygular bir anda kağıda dökülünce rahatlıyorsun. O anı yazarken bile bazen kalbim hızlanıyor, bazen rahatlıyorum, bazen umutlanıyorum. O kadar basit ama bir o kadar da derin bir şeydir. Tıpkı şu an, kaydettiğim her kelime gibi.
Günlüklerimle daha büyüdüm. 25 yaşına geldiğimde, yazdıklarımda sadece aşk ya da hayal kırıklığı yoktu. Hayatımın her anı vardı orada: iş hayatım, arkadaşlarım, ailem, toplumsal olaylar, Kayseri’nin değişen yüzü, her şey… O kadar çok yazıyordum ki, bazen kendimi bir anlatıcı gibi hissediyordum. Kendi hayatımı yazan, kendi hikâyemi anlatan biri. Birçok erkeğin yapmadığı bir şeyi yaptım; duygularımı yazdım. Çünkü yazmak, duyguları anlamanın en iyi yoluydu. Bir erkek olarak, “duygusal olmak” demek, zayıf olmak demek değildi. Aslında tam tersiydi. Gerçek güç, insanın duygularını kabul etmesinde yatıyordu.
Günlük Tutmanın Erkeklere Faydası
Birçok erkek, duygusal yüklerini başkalarına açmaktan çekinir. Günlük tutmak, bunun bir çözümü olabilir. Eğer gerçekten bir şeyleri kafanda sürekli döndürebiliyorsan, o zaman onları yaz. Belki bir gün o yazdıklarını okuduğunda, hayatının dönüm noktasını, yaşadığın en büyük acıyı ya da mutluluğu daha iyi anlayacaksın. Yazmak, sadece kendinle daha yakın olmanı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda kendini daha iyi tanımana da yardımcı olur.
Bunu bir şekilde kendime öğrettim. Yıllarca yazdım, yazdıkça hissettim. Kimseyle paylaşmadım ama her yazdığımda, duygularımın ne kadar gerçek olduğunu fark ettim. Bir gün yazdıklarımın gücünü ve önemini anlayacak birini bulacağıma inanıyorum. Ama her şeyden önce, o yazılar bana ait. Ve her zaman bana ait olacak. Erkekler günlük tutar mı? Evet, tutar. Çünkü duygularını yazmak, bir erkeği zayıf değil, güçlü kılar. Bir erkek olarak duygularını kabul etmek, aslında en güçlü halidir.
Günlüklerim, Geleceğe Mirasım
Şimdi düşündüm de, belki de bir gün, bu defterlerimi birileri okur. Belki de bir gün, çocuklarım ya da torunlarım, eski günlerime bakacak. O zaman anladığım bir şey var: Günlüklerim sadece bana değil, geleceğe de bir miras. Kim bilir, belki bir gün o eski defterlerime bakıp, o gülüşlerimi, o duygularımı ve hayatımı anlatan o satırlarda kaybolacaklar. Ve belki de o zaman birisi sorar: “Erkekler günlük tutar mı?” İşte o zaman, yazmanın gücünü, duyguların gücünü, tüm gerçekliğiyle anlatacak bir cevap vereceğim.
Sonuç
Erkekler günlük tutar mı? Evet, tutar. Çünkü duygular, sadece kadınlara ait değildir. Her erkek, bir şekilde içindeki dünyayı anlamak için yazmak ister. Günlük tutmak, duygusal bir ihtiyaçtır ve bunu yapmak, sadece iç dünyamızı keşfetmekle kalmaz, aynı zamanda kendimizi daha güçlü ve özgür hissetmemizi sağlar. Ve belki de, bir gün, yazdıklarımızın bize ne kadar ışık tuttuğunu, ne kadar gerçekçi olduklarını anlayacağız. O yüzden yazmak, hiçbir zaman kaybedilecek bir şey değil. Aksine, kazanılacak en değerli hazinemizdir.