İçeriğe geç

Tekvin etmek ne demek ?

Tekvin Etmek Ne Demek? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir İnceleme

Toplumların dinamikleri, zamanla değişen kavramlarla şekillenir. Bugün sıkça karşılaştığımız bir kavram, “tekvin etmek”tir. Tekvin, kelime anlamı olarak yaratma, meydana getirme gibi anlamlar taşır. Ancak bu kelime, yalnızca biyolojik ya da fiziksel bir yaratım anlamına gelmez. Toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet perspektifinden bakıldığında, tekvin etmek, daha derin bir anlam taşır. Kendi deneyimlerimle ve gözlemlerimle bu kavramı ele alırken, sokakta, toplu taşımada, işyerinde ve çevremde gördüğüm sahneleri de örnek olarak kullanacağım.

Tekvin Etmek ve Toplumsal Cinsiyet

Tekvin etmek, bir insanın varlık ve kimlik olarak oluşumu kadar, toplumsal bir yaratım sürecini de kapsar. Toplumsal cinsiyet, genellikle biyolojik cinsiyetten bağımsız olarak, bireylerin toplumsal normlar çerçevesinde kendilerine atfedilen roller ve beklentilerle şekillenir. Bu bağlamda tekvin etmek, cinsiyetin toplumsal olarak inşa edilmesi sürecini ifade eder. Bir birey yalnızca biyolojik değil, toplumsal bir kimlik olarak da şekillenir.

İstanbul gibi büyük bir şehirde, sokakta her gün karşılaştığım yüzlerce insan, bu toplumsal cinsiyet normlarına uygun hareket eder. Erkeklerin çoğunlukla “güçlü”, “yönetici” ve “agresif” olmaları beklenirken, kadınlardan “nazik”, “bakıcı” ve “ailevi” bir tavır sergilemeleri beklenir. Toplu taşımada her sabah gördüğüm kadınların giyimleri, yürüyüşleri, başlarını eğik tutmaları, bunlar toplumsal cinsiyetin birey üzerindeki etkileridir. Bir kadının “erkek gibi” davranması, yani sesini yükseltmesi, cesurca bir karar alması ya da liderlik etmesi, çoğu zaman toplum tarafından olumsuz bir şekilde algılanır. Oysa ki, bu durumun toplumsal bir yansıması olarak, bu tür “erkekleşme” davranışları, kadının toplumda daha fazla yer edinmesini engeller.

Çeşitlilik ve Tekvin Etmek

Toplumsal çeşitlilik, yalnızca kültürel ya da etnik farklılıklarla sınırlı değildir; aynı zamanda cinsiyet kimliği, cinsel yönelim, fiziksel engellilik ve daha birçok faktörü de içerir. Tekvin etmek, bu çeşitliliğin bir yansıması olarak, her bireyin toplumda kendine ait bir yer bulması sürecidir. Fakat bu sürecin, çeşitli engellerle karşılaştığını görmekteyiz.

Örneğin, bir işyerinde “farklı” bir şekilde davranan bir kişi, bazen sadece kimliği nedeniyle dışlanabilir. Bir gün işyerimde, LGBTİ+ hakları konusunda aktif bir sivil toplum çalışanı olan bir arkadaşımın, cinsel yönelimi nedeniyle zor bir durumla karşılaştığını gözlemledim. Çalışma arkadaşları, onun kimliğiyle ilgili şüpheler ve önyargılar taşıyorlardı. Bu önyargılar, ona karşı duydukları güvensizlikten ve korkudan besleniyordu. Oysa ki, tekvin etmek, bu çeşitliliği ve farklı kimlikleri kabul etmek ve bu kimliklere saygı göstermek anlamına gelir.

Sosyal medya üzerinden gördüğümüz, yazılı ve görsel içeriklerle sürekli karşılaştığımız cinsiyet normlarına ve toplumun kalıplaşmış güzellik algılarına karşı çıkmak, bu çeşitliliği kabul etmek ve insanları oldukları gibi görmek, aslında toplumsal bir “tekvin etme” sürecidir. İnsanlar, kendi kimliklerini ifade etmekte özgür olmalıdır ve toplum, bu kimlikleri kabul etmek zorundadır.

Sosyal Adalet ve Tekvin Etmek

Sosyal adalet, her bireyin eşit haklara sahip olması gerektiğini savunan bir anlayıştır. Tekvin etmek, bu adaleti sağlama sürecinde önemli bir rol oynar. Toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet, birbirinden bağımsız değil; aksine birbiriyle iç içe geçmiş kavramlardır. Bir toplumu adil kılmak, o toplumda her bireyin kimlik ve varlık olarak kabul edilmesiyle mümkündür.

Bir sabah toplu taşıma araçlarında, yaşlı bir kadının girmekte zorlandığını gördüm. Çevresindeki genç insanlar, ona yardım etmek yerine, yol verdikleri için kendilerini “iyi” hissediyorlardı. Ancak bir kadın, sosyal normlar gereği, her zaman başkalarına yardımcı olmakla yükümlü kabul edilmiştir. Kadınların kendilerine ait hakları savunması, toplumsal düzeyde hala güçlükle karşılaşılan bir durumdur. Bu da, sosyal adaletin ve eşitliğin ne kadar yerleşmemiş olduğunu gösterir. Tekvin etmek, aslında bu gibi sosyal haksızlıkları ortadan kaldırmak için var olan bir süreçtir.

Kadınların işyerlerinde erkeklerle eşit haklara sahip olmaması, gençlerin eğitimde fırsat eşitliğinden mahrum kalması ya da engelli bireylerin ulaşım ve kamusal alanlarda zorluk yaşaması, tekvin etmenin sosyal adaletle ne kadar ilişkilendirildiğini gösteren örneklerdir. Tekvin etmek, sadece bireylerin fiziksel değil, aynı zamanda sosyal ve psikolojik olarak da var olmalarını sağlayacak bir süreci ifade eder.

Tekvin Etmek ve Kendi Deneyimlerim

Toplumsal cinsiyet ve çeşitlilik bağlamında tekvin etmenin anlamını, kendi hayatımda da pek çok farklı şekilde deneyimledim. Sivil toplum kuruluşunda çalıştığım dönemde, bu tür meselelerle sıklıkla karşılaştım. Özellikle kadın hakları ve LGBTİ+ bireylerin hakları üzerine gerçekleştirdiğimiz çalışmalarda, toplumsal normların ve beklentilerin ne kadar baskılayıcı olabildiğini gördüm. Kadınlar, kendi kimliklerini ifade ederken, sürekli olarak başkalarının beklentilerine göre şekil almak zorunda bırakılıyorlardı. Benim de zaman zaman hissettiğim bu baskılar, tekvin etmenin zorluklarını anlamama yardımcı oldu.

Toplumsal cinsiyet normları ve çeşitlilik, aslında birer engel değil, toplumun gücünü artıran unsurlardır. İnsanlar kendilerini ifade etme özgürlüğüne sahip olduklarında, toplum daha sağlıklı, daha adil ve daha güçlü bir hale gelir. Tekvin etme süreci, bir kişinin varlığının toplumsal kabulünü içerirken, bu kabulün herkes için eşit ve adil olmasını sağlamak da toplumsal sorumluluktur.

Sonuç

Tekvin etmek, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet kavramlarıyla doğrudan ilişkili olan bir süreçtir. Bu süreç, yalnızca biyolojik bir yaratım değil, aynı zamanda toplumsal olarak bireylerin varlıklarını ve kimliklerini kabul etme, onlara yer açma ve eşit haklar sağlama sürecidir. Sokaklarda, işyerlerinde ve toplu taşımada gözlemlediğimiz her küçük ayrıntı, aslında bu tekvin etme sürecinin bir parçasıdır. Ancak, bu sürecin herkes için adil ve eşit olması için daha çok çalışmamız gerektiği açıktır. Toplumun her bireyini, kimliklerine, cinsiyetlerine, yönelimlerine ve diğer özelliklerine bakmaksızın kabul etmek, adil bir dünya kurmanın ilk adımıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir