Bir İlaç, Bir Genç, ve Bir Kayseri Gününün Hikâyesi
Kayseri’nin o hafif rüzgârıyla, kahvenin kokusuyla, ve en çok da içimdeki fırtınalarla geçen bir günü anlatacağım. Benim adım Zeynep, 25 yaşındayım ve her zaman biraz fazla duygusal oldum. Hatta belki biraz fazla da yazdım, çünkü duygularımı saklamayı hiç sevmedim. Bazen bir başkası bana anlam veremediğinde, onları kağıda dökmek, hissettiğimi daha iyi anlamamı sağlıyor. Bugün, benim için anlam taşıyan ve zaman zaman korkutucu olan bir ilacı, Lamictal’ı anlatacağım.
Her şey birkaç hafta önce başladı. Bir sabah, uyanıp güne başlarken vücudumda, beynimde beliren boşluklar… Bir süre sonra bunun bir tür depresyonun veya kaygının bir belirtisi olduğunu fark ettim. Ama durdukça, sanki içimdeki dünyam daha da kararmaya başlamıştı. İlaç kullanma fikri, benim gibi duygu dünyası geniş birinin aklında hep karışıktır. Bir yandan ilaçlar, her şeyin daha kolay hal olacağına dair bir umut, bir başka yandan da onları içmenin getirdiği karanlık bir korku vardı. Kimse doğru düzgün anlatmıyor ya da o kadar ciddiye almıyordu. Ama ben bir şeyler yapmalıydım.
İlk Başlangıç: Umut ve Korku Arasında
Doktorum, bana Lamictal’ı önerdiğinde, bir an rahatladım. Yeni bir başlangıç gibi hissediyordum. O an, Kayseri’nin sıcak bir yaz sabahıydı. Şehrin o sessiz sokaklarında yürürken, her adımda hafif bir baş dönmesi vardı. Doktorum, bu ilacın epilepsi, depresyon ve bipolardan dolayı kullanıldığını anlatmıştı ama beni en çok etkileyen kısmı, beyinle ilgili duygusal dalgalanmalara karşı çalışıyor olmasıydı. Çünkü ben, beynimdeki duygusal dalgalanmalara her an yakalanan biriydim.
İlk dozumu aldıktan sonra, etkilerini hemen hissetmeye başladım. Başlangıçta her şey çok normaldi. Birkaç gün geçtikten sonra, bir şeyler değişmeye başladı. Birdenbire kendimi uyuşmuş gibi hissettim. Sanki kafamda bir bulut varmış gibi, her şey daha da uzaklaşıyordu. İnsanlar konuştuğunda, sesleri sanki biraz uzaktan duyuluyordu. Ama ruh halimde bir değişiklik olmamıştı. Yani, bir yanda duygusal boşluk var ama bir yanda da bu ilacın beni biraz olsun dengeye getirdiği hissi vardı.
Ama sonra, işler biraz karışmaya başladı.
Yan Etkiler Beni Buldu
Bir sabah, uyandığımda başımda, gözlerimde, beynimde sanki bir ağırlık vardı. İlk günler rahatlamıştım ama bu gece, uyandıktan sonra bir gariplik vardı. Göğsümde bir ağırlık, kaslarımda sanki tüm gücüm gitmiş gibiydi. Kayseri’nin sabah güneşi, odama girmeyi başaramamış gibiydi. Yatakta hareket etmek, sanki dünyanın en zor şeyiydi. Sonra Lamictal’ın yan etkilerini araştırmaya başladım.
İçimde bir korku belirdi. Ama kesinlikle denemem gereken bir şeydi, değil mi?
Baş dönmesi, uyku bozuklukları, mide bulantıları gibi yan etkiler hakkında yazılan her şey kafamı karıştırmaya yetti. Ama aynı zamanda hissettiğim “kurtulma umudu” bir şekilde beni teşvik ediyordu. Bir taraftan iyileşmeye dair bir inanç, bir taraftan da bunaltıcı yan etkiler. Hangi duyguyu daha güçlü hissedeceğimi bilmiyordum.
Kendi Kendime Sorular: Lamictal’ı Sürdürmeli miyim?
Birkaç gün sonra, bu etkiler giderek daha belirgin hale geldi. Kendimi daha çok yorgun, dağılmış ve kopuk hissediyordum. Bazen hiç bir şey yapmak istemiyor, sadece gözlerimi kapatıp uyumak istiyordum. Oysa o sabahlar, Kayseri’nin sabahları; güne başlamak, dışarı çıkmak istemiştim.
Bir gün, işe gitmeden önce bir arkadaşım aradı. Konuştuk, güldük ama içimdeki boşluk o kadar büyüdü ki, telefonu kapatınca yalnız başıma bir köşeye çekildim. Ne yapmam gerektiğini bilemedim. O an, Lamictal’ın bana bir şeyler öğrettiğini fark ettim. Bazen, her şeyin daha iyi olmasını beklerken, korkuların ve kaygıların bizi ne kadar engellediğini görmek gerekiyor. İlacın yan etkilerinin beni zorladığını kabul ettim ama o da bir yandan, iyileşmek için daha çok zaman ve sabır gerektiğini öğretiyordu.
Birkaç Adım Geride Durmak
Zamanla, ilacın yan etkileri biraz daha hafiflemeye başladı. Baş dönmesi biraz daha azaldı, uyku düzenim de eskiye dönmeye başladı. Ama duygularım hâlâ gelgitler yaşamakta, bazen kayboluyor, bazen tekrar geri dönüyordu. Kayseri’nin o sisli sabahlarında, içimde bir umudu hep taşıdım. Çünkü bazen, en zorlu anlarda bile, hayatın sadece biraz daha sabır ve biraz daha zaman gerektirdiğini kabul etmek gerekiyor.
Lamictal’ı kullanmaya devam ettim, ama bir şeylerin değişmesini beklemek yerine, o değişimlere nasıl adapte olabileceğimi öğrendim. Zamanla, ilacın yan etkileri de azaldı ve ben, hem fiziksel hem de duygusal olarak biraz daha güçlü hissetmeye başladım.
Sonuçta, Her Şeyde Bir Işık Vardır
Şu an, Kayseri’nin o sıcak yaz akşamlarında dışarıda yürürken, içimdeki karışıklığı daha net bir şekilde görebiliyorum. Lamictal, bana sadece beynimi değil, aynı zamanda duygusal dünyamı da iyileştirme fırsatı sundu. Ama bunu yaparken, beni zorladı, korkuttu ve bazen de durmam gerektiğini hatırlattı. Yine de, duygularımı kabul etmek, onları yaşamak ve buna rağmen hayata devam etmek beni her geçen gün daha güçlü yaptı.
İlaçlar bazen zorlayıcı olabilir, ama hayatı bir adım daha ileri götürmek için bazen biraz da olsa cesaret gerektirir. Ve ben, o cesareti bulmaya devam ediyorum.